17 Temmuz 2014 Perşembe

Öylesine ya...

       Ya ben düşünen bir insanım, ama insanları veya dünyayı değil. Sırf kendimi meşgul etmek için düşünürüm. İyi şeyler hiç düşünmem çünkü çok saçma geliyor bana,  sanki düşüncelerimin hepsi hayale dönüşüyor iyi bir şeyler düşününce. Ama kötü şeyler düşündüm mü onlar düşünce oluyor işte, gerçekleşmesi mümkün görünüyor. Ve bazen kendimden korkuyorum bunları düşünürken, çünkü şunu biliyorum ki düşünce gücü diye muazzam bir güç var insanda. Ve ben bunu rahatlıkla kullanabilen birisiyim. Kendimi nasıl görmek istersem o gün o tarz düşüncelerimi kafamda oluşturur senaryolar çizerim. Mesela o gün için halk kahramanı bile olsam o kahraman olan ben o zamana kadar iyiyse bendeki senaryoyla en kötü günü olur o gün. İyilik falan yapmayı aklımdan geçirmem, çünkü her kötülüğün altında bir iyilik yatıyor bende. Dünyayı kontrol edecek bir oyun senaryom var öyle böyle değil bu oyun. Hatta bunun denemesini Google yapmış 2008li yıllarda (Bu oyunu yapamaya çalışan varmı diye 2011 de araştırmıştım ordan buldum) yaptıklarını ama onlar tam hayal edememişler, işin içine iyilik katmışlar projeyi yaparken :D Kötülükten vazgeçmeyeceksin dünyayı etkilemek istiyorsan. Neden dersen;  insan  bunlar insan! Kedi misali kedi ne kadar nankörse işte insanda o kadar nankördür. Belki ikisi de nankör değildir! İnsanlar iyidir iyi, sen nasılsan onlarda sana karşı öyledir. Benim sorunum yok insanlarla.  Birde kötülük yapmayı sevmem, gereksiz bir şey seni ve insanları mutlu etmek varken. Ama bir şeyi var bu kötülüğün içinde onu fark ettim. İnsanlara zarar verecek bir uygulama, oyun, teknolojik alet veya ne biliyim birisi tarafından geliştirilen bir şeyin nasıl kötüye kullanılacağını kurgularken ve kurguladıktan sonra ardından ona bir savunma mekanizması kurguluyor beynim. Yani biri bu kötülüğü yapsa onu böyle engellerim şeklinde ve o onu şayet yapmaya niyetlense ben zaten önceden engellediğimi için sorun oluşturmayacak gibisinden gidiyor böyle düşüncelerle...
Sen şimdi soracan sanki yarım mı kaldı bu yoksa ne anlattın ki diye soracan bilirim seni. Ben kafamı rahatlatmak için yazdım, yazmak için yazdım. Kafan rahatsa hayatta sorunun yoktur. Kafanı sev, koru, iyi geçin yoksa kafan bir şeyi kafasına takarsa vay haline ki vay düşünde dur artık günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca. O yüzden fazla yorma onu, önceliğin o olsun her zaman :)
Tatil güzel tam kafa dinlemelik, tabi kafada bir şey yoksa :)
Bu arada benimki güzel gidiyor bir çok kitap, yayın ve düşünen insanların yazılarını okudum, bir çok şey öğrendim, Allah göstermesin Türkçe-İngilizce karışık okurken 2 dili de karıştırmaya başlamıştım, zor toparladım:D şimdi tek tek yapıyorum hem ben karışık sevmezdim de 22 Eylül'e kadar bitsin diye öyle yapmak istedim ama dedim sonra verimli olmadıktan sonra neye yarar dedim, öyle değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder