22 Temmuz 2014 Salı

Gariptir ama öyle böyle bir mevzu bu da..


    İçimizde 2 kişi var diyoruz ya bazen iç ses ve ben/sen bence o sayı çok gibi yani 2 değil de daha fazla. Demem o ki bir bak anlatabilecem mi bu sefer...
  Şimdi bazen kendi kendimize konuşurken buluruz, bazen bile değil sık sık kafa rahat olmadığı zamanlar neredeyse konuşuruz kendimizle. Sorunlarımız  vardır her birimizin kendine göre çok önemli sorunlarımız var. Misal ben öğrenciyim ders çalışmam lazım önceliğim bu benim bundan sonra gelecek olanları neye göre dizerim onu bilmiyorum ama şuana kadar hayatımın en büyük sorunudur. Çalışmak isterim, yüksek notlar isterim ve çalışmaya karar veririm ama olmaz hiçbir şey. İçimdekilerden biri (adı: Geleceği Düşünen) bunları düşündürtür bana,  içimdekilerden biri de boş ver der boş ver oluummm anı yaşa der anda ne var; tembellik var, dinlenmek var (ama bu kesinlikle dinlendirmiyor), eğlenmek var (eğlenemiyorsun)haytalık var saçmalamalarım var .S.s.S ve her ana odakta bunlar oluyor o an, bugün, şuan da,  yarın olunca da an hep anı yaşa.. olmuyor işte öyle anı yaşa anı yaşa ve hep o bugünü yaşaya diyen kafa kazanıyor, geleceği düşünen içimdekiyle anı yaşa diyen arasındaki savaşı. Çünkü gelecek hep varsayımlarla ilerliyor elindekiler ikna etmiyor içindeki beni ya olmazsa ya boşa giderse gitmese bile istediğim olmazsa ama anı yaşa diyenin elinde sıkı deliller var her şeyi önüne koyuyor, eğlendiyor, oku diyor net somutlar, varsayım yok onda. Geleceği Düşün diyenin bugüne müdahale etmek için bir avukatı bile yok anı yaşa diyenle savaşmak için. Hep kaybediyor hep ana odaklanıyoruz oysa ki anda da bir şey yapmıyoruz aslında sadece bugünle yarının savaşını veriyoruz o kadar. Gelecekte gerçekleşmesini istediğimiz şeylere odaklanmak yerine bugünde bir şeyler yapıyoruz geleceğe kulak asmadan, halbuki istediklerimizi gelecekten istediklerimizi gelecekte bir zamanda bizim olması için bugünü yaşa diyenle geleceğe odaklan diyen arasında bir uzlaşı sağlamak lazım istediklerimizi elde etmek için. İkisinin arasını bozan şeyleri ortadan kaldırmakla başlasam fena olmaz ha? Mesela gelecekte ne istiyorsun sorusunu sorsak, cevaplasak o cevabı da bugüne odaklan diyen o içimizdekine anlatsak ve onu ikna etsek de bugünü geleceğe göre yaşasak istediklerimiz gerçekleşmez mi ? Ona göre yapmamız gerekenlerle yapmamamız gerekenleri kolayca bulabiliriz değil mi ? Gerçekleşince de nasıl olduğuna şaşırırız biraz ama biliyorsun ki gelecekle bugün arasında bir uzlaşı sağladık, sonucun başarılı olması kaçınılmazdı zaten.
       Bu uzlaşıya göre bugünler artık o kadar zevkli ve sıkıcı olmayacak, çünkü gelecek emek ister. Yorucu, düşünceli, telaşlı, başarılı ve mutlu  olacak bugünler artık, sonunda ise istediklerine kavuşmuş bir sen, ben olacak. Sen de mutlu ben de mutlu olacam. Başarmış olacaz dostum. Ama inan ki bu uzlaşıyı  yapabilirsek olacak bunlar ve çok zorlu bir yol. Sanki çakıl taşlı bir yolda bisikletini durdurmuş sonra da hareket ettirmeye çalışacan küçük bir çocuk olacağız. Bu yolda ikimizde fena yorulacak, baya bir pedal çevirecez öyle böyle değil, sonra tekerlek kayacak düşeceğiz diziler, kollar kanayacak ama aldırmamalıyım diyecem, diyeceksin. Yapmak istediklerimi, elde etmek istediklerimi  elde ederken bu çakıl taşlı yolda çok pedal çevirecem çok ve katılırsan bana sende çevireceksin. Ve sonucu beraber görecez.


17 Temmuz 2014 Perşembe

Öylesine ya...

       Ya ben düşünen bir insanım, ama insanları veya dünyayı değil. Sırf kendimi meşgul etmek için düşünürüm. İyi şeyler hiç düşünmem çünkü çok saçma geliyor bana,  sanki düşüncelerimin hepsi hayale dönüşüyor iyi bir şeyler düşününce. Ama kötü şeyler düşündüm mü onlar düşünce oluyor işte, gerçekleşmesi mümkün görünüyor. Ve bazen kendimden korkuyorum bunları düşünürken, çünkü şunu biliyorum ki düşünce gücü diye muazzam bir güç var insanda. Ve ben bunu rahatlıkla kullanabilen birisiyim. Kendimi nasıl görmek istersem o gün o tarz düşüncelerimi kafamda oluşturur senaryolar çizerim. Mesela o gün için halk kahramanı bile olsam o kahraman olan ben o zamana kadar iyiyse bendeki senaryoyla en kötü günü olur o gün. İyilik falan yapmayı aklımdan geçirmem, çünkü her kötülüğün altında bir iyilik yatıyor bende. Dünyayı kontrol edecek bir oyun senaryom var öyle böyle değil bu oyun. Hatta bunun denemesini Google yapmış 2008li yıllarda (Bu oyunu yapamaya çalışan varmı diye 2011 de araştırmıştım ordan buldum) yaptıklarını ama onlar tam hayal edememişler, işin içine iyilik katmışlar projeyi yaparken :D Kötülükten vazgeçmeyeceksin dünyayı etkilemek istiyorsan. Neden dersen;  insan  bunlar insan! Kedi misali kedi ne kadar nankörse işte insanda o kadar nankördür. Belki ikisi de nankör değildir! İnsanlar iyidir iyi, sen nasılsan onlarda sana karşı öyledir. Benim sorunum yok insanlarla.  Birde kötülük yapmayı sevmem, gereksiz bir şey seni ve insanları mutlu etmek varken. Ama bir şeyi var bu kötülüğün içinde onu fark ettim. İnsanlara zarar verecek bir uygulama, oyun, teknolojik alet veya ne biliyim birisi tarafından geliştirilen bir şeyin nasıl kötüye kullanılacağını kurgularken ve kurguladıktan sonra ardından ona bir savunma mekanizması kurguluyor beynim. Yani biri bu kötülüğü yapsa onu böyle engellerim şeklinde ve o onu şayet yapmaya niyetlense ben zaten önceden engellediğimi için sorun oluşturmayacak gibisinden gidiyor böyle düşüncelerle...
Sen şimdi soracan sanki yarım mı kaldı bu yoksa ne anlattın ki diye soracan bilirim seni. Ben kafamı rahatlatmak için yazdım, yazmak için yazdım. Kafan rahatsa hayatta sorunun yoktur. Kafanı sev, koru, iyi geçin yoksa kafan bir şeyi kafasına takarsa vay haline ki vay düşünde dur artık günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca. O yüzden fazla yorma onu, önceliğin o olsun her zaman :)
Tatil güzel tam kafa dinlemelik, tabi kafada bir şey yoksa :)
Bu arada benimki güzel gidiyor bir çok kitap, yayın ve düşünen insanların yazılarını okudum, bir çok şey öğrendim, Allah göstermesin Türkçe-İngilizce karışık okurken 2 dili de karıştırmaya başlamıştım, zor toparladım:D şimdi tek tek yapıyorum hem ben karışık sevmezdim de 22 Eylül'e kadar bitsin diye öyle yapmak istedim ama dedim sonra verimli olmadıktan sonra neye yarar dedim, öyle değil mi?