28 Aralık 2014 Pazar

Finalden kaçarken...


     Finallere çalışmaktan sıkıldım bir kaçış yapayım dedim ve kaçarken internette güneş enerjisini kullanmak için geliştirilen projelere bakıyordum. İçlerinden bir tane gayet hoşuma gitti. Indiegogo da proje yayınlanmış. Daha fazla bir şey demiyorum sen bir videoyu izle, bence beğeneceksin.

            Solar FREAKIN' Roadways!

18 Aralık 2014 Perşembe

Management information systems (MIS)

              Türkçesi Yönetim Bilişim Sistemleridir. Sana oturupta bu bölümü açıklamayacağım, çünkü açıklamaya kalksam bile ne  sen anlayacaksın ne de ben anlatabileceğim. Bu bölüm anlatılmaz ki! Bu bölüm okunmaz ki! “Ben Yönetim Bilişim Sistemleri okuyacağım” deme okuyamazsın. Bu bölümün İDBF ve İşletme Fakültelerinde yer almasına aldanma, bu bölüm EA(TM) öğrencilerine hitap eden bir bölüm değil. Bu bölüm benim gibi yazılım meraklısı olup ama zamanında EA(TM) seçip sonra sayılsal bölüme geçmeyi gözüne kestiremeyen öğrenciler için alternatif olarak sunulmuş muhteşem bir fırsat. "Niye yazılım sadece ?" diye düşünme, bu bölüme genelde yazılımcı ile işletmeler arasında köprü olacak kişilerin çıkacağı söylenir ama inan yazılımcılar arasında ne insanlar var hem işletmeci olup hem yazılımcı olmayı başarabilen, yani kimse kusura bakmasın ama ilerde de görecez zaten stajlarda, iş hayatında onların dedikleri insanlara pek gerek kalmıyor. İşte o insanların ve yazılım meraklılarının bölümüdür burası. Dümdüz EA(TM) öğrencisi için işe yaramaz bu bölüm(bunu küçümsemek amaçlı yazmadım, lütfen yanlış anlama), 4 yıl sadece anan ağlamaz baban da ağlar hatta sülalen bile ağlamaya başlar. Diyorsun ki 'bilişime de el atmak lazım her  ne kadar müftelası olmasakta ' içinden geçiriyor gibisin bunun gibi düşünceler o zaman güzel bir tavsiye benden sana. Git işletme oku, ticaret oku, bankacılık oku, istatistik oku, matematik oku , oku bir şeyler bitir, sonra gel bu bölümden 2 yıllık yüksek lisans yap. En azından lisansın yanmaz böylece, en azından 2. , 3. sınıflarda bölüm değişikliğine gidip altan yandan derslerle uğraşmazsın lisansta, gider paşa paşa yüksek lisans yaparsın bakarsın olur bakmazsın olmaz ona göre devam edersin kafa rahat olur, çünkü lisans bitmiş (Bunu tembellik yap anlamında söylemedim onu da bilesin). Belki ben yazılımı sonradan sevecem dersin o da olur niye olmasın ki. Zaten 2 yıl yeter sevip sevmediğini anlamak için. Nice 2 yıllık(önlisans) bilgisayar programcılığı mezunları var 4 yıllıklara taş çıkartan. Yıllığına bakma! Sen yazılımı seviyon mu sevmiyon mu ona bak! Al eline bir papatya canım say tek tek, bu sefer sevdiğinin seni sevip sevmediğini değil de yazılımı sevip sevmediğin için say :) İşte işin özü hası yönetim bilişim sistemleri budur arkadaş. Dediklerimi dikkatte alıp seçim yaparsan pişman olmazsın. İstediğin yerde ki üniversitede oku ama unutma yazılımda İngilizce farzdır, önceliğin  %100 , %30 ingilizce eğitim sunan üniversiteler olsun.

Hem Bilgisayar Mühendisi(lisans!) hem işletmeci(lisans!) olanlara bir örnek, iyi düşünüp taşının YBS'i ciddi rakipleriniz var ;)


Herkesden duyacağınız genel geçer tanımı için :   
İngilizce/English   ve Türkçe/Turkish

13 Aralık 2014 Cumartesi

Rüzgar mı ? Yağmur mu?

            Rüzgar, ateşe ve toprağa hükmeder. Onları savurur savuşturur ve yok eder. Güçlüdür demi rüzgar şimdi ? Oysa bir de yağmur varmış. Derler ki rüzgarıda yağmur yok eder. Eee rüzgarı yok eden yağmur ateşle toğrağıda hayli hayli yok eder. Peki burada en güçlü şimdi yağmur mu oldu ? Sanmam.. Rüzgar potansiyelinin farkına varıp yükselip, kuvvetlenip bulutları savurursa o zaman rüzgar yağmuru da savurmuş olmaz mı?

    Her daim potansiyelinizin farkında olun ve daha fazlasını elde edeceğinize inanın. Rüzgar olun karşınıza yağmur çıkarsa onun kaynağına ulaşın ve yağmuru da yenin. Karşınıza güneş çıkarsa güneşin etkileyecek bir kaynak bulun onu da yenin her ne çıkarsa yenmeye bakın. Size potansiyelinizi ve yapabileceklerinizi yapamayacağınızı söyleyen, olumsuz konuşan, yıkıcı eleştiriler yapan herkese sağır olun, hayatınızdan çıkartın gerekirse (Anne,baba, kardeşler ve akrabalarınızdan biri değilse şayet ) bir şey kaybetmezsiniz yoklukların da ama varlıkları sizi yokluk yapar.. Yapıcı eleştiriler yapanları dinlemeyi de unutmayın.

Dön dolaş aynı nokta...

       En güzel kız eşinde olsa veya en yakışıklı erkek eşin de olsa, güçlü de olsan zayıfta olsan, zenginde olsan fakir de olsan, popüler biri de olsan , yalnızlığın içinde boğulmaya çalışan biri de olsan dünyada dönüp dolaşacağın nokta "para" noktasıdır. Yukardaki saydıklarımdan veya sayamadıklarımdan (aklıma gelmemiştirde ondan ) herhangi biri de olsan, pozitifleri de olsan negatifleride olsan derdin para olacak her zaman..
      Keşke bize bedavaya verilen bu dünyayı bedava kullanabilsek. Oysaki ihtiyaç yoktur bilgisayarlara, silahlara, düşmanlıklara, mücadelelere vs.. Dünyayı kendi aramızda doğaya artistlik çekip hükmetmek yerine onunla uyumlu olsak çok mu zor ? Değil ama biz bir para diye bir şey bulmuşuz. Onunla hem kendimize hükmeder olmuşuz hem de dünya düzenine. Onu bunu değiştirmeye çalışan ukala insanlar olduk. Yakındır tüm insanları birileri bilgisayarların içine hapsetmesi yakındır dostlar, onlarda para varda ondan.. Sonra insanlar para derdine düşüyor. Konumları, irtibarları ne ne olursa olsun hepsinin tek derdi para oluyor yine yine yine ...

 

5 Aralık 2014 Cuma

Hey Genç!

...

Ey Genç!
  
   Büyük düşünmeyi çok gördüler sana!
   Unutma: Büyük düşünemeyenler, her zaman küçülürler ve küçük düşürülürler!
  
Ey Genç!
  
   Şunu hiçbir zaman unutma :
   Hayallerin kadarsın. Hayallerin ne kadarsa, o kadarsın.
   Hayallerin ne kadar darsa, ufkun da, dünyan da o kadar dardır.
   Hayallerin, dünyan, ufkun ne kadar genişse, ne kadar çaplıysa o kadar varsın.


-Alıntı-
-Genç Dergisi/Kasım 2014-

8 Eylül 2014 Pazartesi

Ertelemek Çözüm Değil!

       Çözüm olsaydı inan ki dünyanın en başarılısı ben olurdum. Herkesin hayranı olurdum ve de sen de beni tanırdın:D Ertelemenin çözüm getirmediğini hayatımızın hemen hemen her alanında görüyoruz ve ertelenince de olumsuz sonuçlar elde ediyoruz ne yazık ki. Sana şurada erteleme burada erteleme demeyeceğim sen benden daha iyi bilirsin hayatındaki ertelemelerini..!
      Peki neden erteleme ihtiyacı duyuyoruz bunu anlamak güç veyahut değil :D Nasıl değil dersen erteleme ihtiyacı duyduğunda kendini kontrol etmeye çalış ve olan biten bütün düşüncelerine müdahale etmeden incele. Düşmanı incelemeden, bilgi edinmeden harekete geçersen kaybedersin değil mi ? O yüzden bu tip zamanlamalar da kendine gelip bir incele şu düşüncelerini, niye böyle düşünüp erteleyip başka bir tarihe atıp o tarihte de yapmadığını bir düşün. Belki düşünme şeklin kökten yanlıştır. Kökten halletmen gereken alışkanlıkların ve yeni ekleyeceğin alışkanlıkların vardır. Bunlara müdahale edebilmek için düşünce gücüne hakim olmak şart. Çünkü +18 düşünceler dışında kolay kolay kimse bizi etkilemiyor dışarıdan müdahale edemiyor. +18 ne varmış dersen bugün TV den sosyal medyasına kadar dikkatlice incelersen çok şey olduğunu göreceksin. Bir de insanlara kendinlerini bir numaraymış gibi hissettiren attıkları tivitlerde bir şeyler olduğunu, bütün duygu düşüncelerini oraya gömenler var bu sanalcılar tayfası aslında sıfır numara, %100 olmasa da çoğunluk böyle. Onların nasıl düşünce ve duygularıyla oynadıklarını da görürsün ve bu olay kişinin gelişimini nasıl etkilediğini, yerinde saydığını göreceksin. Belki sende bunlardansın dır. Ben pek olmamaya çalışıyorum, özellikle bu aralar soğumakla meşgulüm onlara karşı.
        Gene konudan koptum :((
         Ertelemek diyordum, sevdiğiniz kişiye sevdiğinizi söyleyin ertelemeyin sakııııııınnnnnnnnn!!! gibi saçma bir şey söylemeyeceğim bence çok saçma. Ben hayatımda bir çok kez bir çok kıza sevdiğimi söylemediğim için gayet mutluyum :D (Mutsuz da görüyoruz diyenlere : Derslerden o derslerden :D ) Sakın erteleme demek istediklerim; işleriniz, güçleriniz, ibadetlerinizdir. Bugün bitecek bir iş varsa bugün bitirin bence yarına asla bırakmayın, yarınlarda bitmesi gereken gerçekten de bitmesi gereken işler varsa onları da bugünlerde bitirin, elinizde pek iş bırakmayın, hele o gün çok iyi hissediyorsanız kendinizi durmayın bu anlar sık sık görülmüyor maalesef değerlendirin. Çünkü yarının ne getireceğini ne götüreceğini bilmiyoruz. Bırak yarını bulunduğun zaman diliminden bir dilimcik ilerisini bilemeyen insanlarız sonuçta neden erteleyip zorlanmayı tercih ediyoruz ki.
Ertelememek için çok çalışın! Anlatacak , yazacak bir şey de yok bu hususla ilgi. Bu erteleme sorunu günün her saatinde rahatlıkla karşılaşıyoruz. Bunun tek çözümü var. O da ertelemek yerine o an ne gerekiyorsa onu yapmak, bu kadar basit ama bir o kadar zor bu iş ya. İnşallah başarırız ya ... Umarıımmm :)

___Bu aralar çok şey erteledim de ondan içimden geldi böyle karaladım yine...

22 Temmuz 2014 Salı

Gariptir ama öyle böyle bir mevzu bu da..


    İçimizde 2 kişi var diyoruz ya bazen iç ses ve ben/sen bence o sayı çok gibi yani 2 değil de daha fazla. Demem o ki bir bak anlatabilecem mi bu sefer...
  Şimdi bazen kendi kendimize konuşurken buluruz, bazen bile değil sık sık kafa rahat olmadığı zamanlar neredeyse konuşuruz kendimizle. Sorunlarımız  vardır her birimizin kendine göre çok önemli sorunlarımız var. Misal ben öğrenciyim ders çalışmam lazım önceliğim bu benim bundan sonra gelecek olanları neye göre dizerim onu bilmiyorum ama şuana kadar hayatımın en büyük sorunudur. Çalışmak isterim, yüksek notlar isterim ve çalışmaya karar veririm ama olmaz hiçbir şey. İçimdekilerden biri (adı: Geleceği Düşünen) bunları düşündürtür bana,  içimdekilerden biri de boş ver der boş ver oluummm anı yaşa der anda ne var; tembellik var, dinlenmek var (ama bu kesinlikle dinlendirmiyor), eğlenmek var (eğlenemiyorsun)haytalık var saçmalamalarım var .S.s.S ve her ana odakta bunlar oluyor o an, bugün, şuan da,  yarın olunca da an hep anı yaşa.. olmuyor işte öyle anı yaşa anı yaşa ve hep o bugünü yaşaya diyen kafa kazanıyor, geleceği düşünen içimdekiyle anı yaşa diyen arasındaki savaşı. Çünkü gelecek hep varsayımlarla ilerliyor elindekiler ikna etmiyor içindeki beni ya olmazsa ya boşa giderse gitmese bile istediğim olmazsa ama anı yaşa diyenin elinde sıkı deliller var her şeyi önüne koyuyor, eğlendiyor, oku diyor net somutlar, varsayım yok onda. Geleceği Düşün diyenin bugüne müdahale etmek için bir avukatı bile yok anı yaşa diyenle savaşmak için. Hep kaybediyor hep ana odaklanıyoruz oysa ki anda da bir şey yapmıyoruz aslında sadece bugünle yarının savaşını veriyoruz o kadar. Gelecekte gerçekleşmesini istediğimiz şeylere odaklanmak yerine bugünde bir şeyler yapıyoruz geleceğe kulak asmadan, halbuki istediklerimizi gelecekten istediklerimizi gelecekte bir zamanda bizim olması için bugünü yaşa diyenle geleceğe odaklan diyen arasında bir uzlaşı sağlamak lazım istediklerimizi elde etmek için. İkisinin arasını bozan şeyleri ortadan kaldırmakla başlasam fena olmaz ha? Mesela gelecekte ne istiyorsun sorusunu sorsak, cevaplasak o cevabı da bugüne odaklan diyen o içimizdekine anlatsak ve onu ikna etsek de bugünü geleceğe göre yaşasak istediklerimiz gerçekleşmez mi ? Ona göre yapmamız gerekenlerle yapmamamız gerekenleri kolayca bulabiliriz değil mi ? Gerçekleşince de nasıl olduğuna şaşırırız biraz ama biliyorsun ki gelecekle bugün arasında bir uzlaşı sağladık, sonucun başarılı olması kaçınılmazdı zaten.
       Bu uzlaşıya göre bugünler artık o kadar zevkli ve sıkıcı olmayacak, çünkü gelecek emek ister. Yorucu, düşünceli, telaşlı, başarılı ve mutlu  olacak bugünler artık, sonunda ise istediklerine kavuşmuş bir sen, ben olacak. Sen de mutlu ben de mutlu olacam. Başarmış olacaz dostum. Ama inan ki bu uzlaşıyı  yapabilirsek olacak bunlar ve çok zorlu bir yol. Sanki çakıl taşlı bir yolda bisikletini durdurmuş sonra da hareket ettirmeye çalışacan küçük bir çocuk olacağız. Bu yolda ikimizde fena yorulacak, baya bir pedal çevirecez öyle böyle değil, sonra tekerlek kayacak düşeceğiz diziler, kollar kanayacak ama aldırmamalıyım diyecem, diyeceksin. Yapmak istediklerimi, elde etmek istediklerimi  elde ederken bu çakıl taşlı yolda çok pedal çevirecem çok ve katılırsan bana sende çevireceksin. Ve sonucu beraber görecez.


17 Temmuz 2014 Perşembe

Öylesine ya...

       Ya ben düşünen bir insanım, ama insanları veya dünyayı değil. Sırf kendimi meşgul etmek için düşünürüm. İyi şeyler hiç düşünmem çünkü çok saçma geliyor bana,  sanki düşüncelerimin hepsi hayale dönüşüyor iyi bir şeyler düşününce. Ama kötü şeyler düşündüm mü onlar düşünce oluyor işte, gerçekleşmesi mümkün görünüyor. Ve bazen kendimden korkuyorum bunları düşünürken, çünkü şunu biliyorum ki düşünce gücü diye muazzam bir güç var insanda. Ve ben bunu rahatlıkla kullanabilen birisiyim. Kendimi nasıl görmek istersem o gün o tarz düşüncelerimi kafamda oluşturur senaryolar çizerim. Mesela o gün için halk kahramanı bile olsam o kahraman olan ben o zamana kadar iyiyse bendeki senaryoyla en kötü günü olur o gün. İyilik falan yapmayı aklımdan geçirmem, çünkü her kötülüğün altında bir iyilik yatıyor bende. Dünyayı kontrol edecek bir oyun senaryom var öyle böyle değil bu oyun. Hatta bunun denemesini Google yapmış 2008li yıllarda (Bu oyunu yapamaya çalışan varmı diye 2011 de araştırmıştım ordan buldum) yaptıklarını ama onlar tam hayal edememişler, işin içine iyilik katmışlar projeyi yaparken :D Kötülükten vazgeçmeyeceksin dünyayı etkilemek istiyorsan. Neden dersen;  insan  bunlar insan! Kedi misali kedi ne kadar nankörse işte insanda o kadar nankördür. Belki ikisi de nankör değildir! İnsanlar iyidir iyi, sen nasılsan onlarda sana karşı öyledir. Benim sorunum yok insanlarla.  Birde kötülük yapmayı sevmem, gereksiz bir şey seni ve insanları mutlu etmek varken. Ama bir şeyi var bu kötülüğün içinde onu fark ettim. İnsanlara zarar verecek bir uygulama, oyun, teknolojik alet veya ne biliyim birisi tarafından geliştirilen bir şeyin nasıl kötüye kullanılacağını kurgularken ve kurguladıktan sonra ardından ona bir savunma mekanizması kurguluyor beynim. Yani biri bu kötülüğü yapsa onu böyle engellerim şeklinde ve o onu şayet yapmaya niyetlense ben zaten önceden engellediğimi için sorun oluşturmayacak gibisinden gidiyor böyle düşüncelerle...
Sen şimdi soracan sanki yarım mı kaldı bu yoksa ne anlattın ki diye soracan bilirim seni. Ben kafamı rahatlatmak için yazdım, yazmak için yazdım. Kafan rahatsa hayatta sorunun yoktur. Kafanı sev, koru, iyi geçin yoksa kafan bir şeyi kafasına takarsa vay haline ki vay düşünde dur artık günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca. O yüzden fazla yorma onu, önceliğin o olsun her zaman :)
Tatil güzel tam kafa dinlemelik, tabi kafada bir şey yoksa :)
Bu arada benimki güzel gidiyor bir çok kitap, yayın ve düşünen insanların yazılarını okudum, bir çok şey öğrendim, Allah göstermesin Türkçe-İngilizce karışık okurken 2 dili de karıştırmaya başlamıştım, zor toparladım:D şimdi tek tek yapıyorum hem ben karışık sevmezdim de 22 Eylül'e kadar bitsin diye öyle yapmak istedim ama dedim sonra verimli olmadıktan sonra neye yarar dedim, öyle değil mi?

8 Haziran 2014 Pazar

Rast geldim ve paylaştım işte o kadar :)

Bunu niye paylaştım bilmiyorum. Sadece paylaşasım geldi öyle işte. Sizde bir zahmet okuyun :)

Dünyanın en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan'ın CEO'su James Dimon'un, zengin koca avcısı bir kızın kendisine attığı bir e-mail'e verdiği cevap...

"Sayın Morgan,
Sizinle dürüst olacağım... Bu yıl 25 yaşına giriyorum. Çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. Yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum. Aç gözlü olduğumu düşünebilirsiniz fakat New York’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor.
Çok şey istemiyorum. Bu sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan biri var mı? Hepiniz evli misiniz? Sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?
Bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. Central Park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil. Size alçak gönüllülükle soruyorum:
1) Zengin bekarlar nerede takılır? (Lütfen bar, restaurant, spor salonu, kulüp, vs... gibi mekanların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız.)
2) Hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım?
3) Çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? Bir kaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebiliyorlar.
4) Kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? Benim hedefim evlenmek. Zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım ?
Bayan Güzel"

Cevap:
"Sevgili Bayan Güzel,
Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız var. Lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. Benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.
Bir iş adamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. Nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin... Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey “güzellik” ile “para” ikilisini takas etmek: A kişisi güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil. Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek. Aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. Bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı. Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.
Wall Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için “takas pozisyonu” diyebiliriz, “satın al ve bekle” değil. Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. Şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.
Bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?
Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. Size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm. Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek...

Kolay gelsin.

J.P. Morgan

15 Nisan 2014 Salı

Anybody can learn l Code.org

       
               33 milyona yakın programlama meraklısı insanın uğradığı acaba bu ne diye sorduğu, gerçekten programlama yapmanın bu kadar kolay mı olduğu sorusuna cevap veren uluslararası  bir sitedir code.org ve bir çok ünlü ve önemli kişiler tarafınca da desteklenen bir çalışma. Bu çalışmayı incelediğim de direk ilk olarak böyle kodlama mı olur diye düşündüm çünkü kodları sadece yerleştiriyorsunuz ve herhangi bir önemli teknik bilgi yok gibi geliyor ama teknik bilgi de içeriyor. Sadece yazma kısmıyla uğraşmıyorsunuz kalıplar hazır ve siz o kalıpların ne işe yaradığını biliyorsanız, sizden istenilen uygulamayı yapmakta herhangi bir sorun kolay kolay yaşamıyorsunuz. Programlamayı merak eden veya sevmeyen kişiler için mutlaka girip en az 1-2 saat vakit geçirmelerini öneririm. Çünkü yaptığınız işi hemen görebilme fırsatınız var zaten oyunlar üzerinden öğretime başlıyorlar. Oyunlar sokoban tarzı yapılması kolay olabilecek şekilde hazırlanmış, eğlendirici, sıkmayan ve ciddiye alırsanız gerçekten öğretici bir site. Programlamayı merak edenlerin mutlaka bir kaç saatini bu sitede geçirmelerini tavsiye ederim :)

www.code.org 
       


10 Mart 2014 Pazartesi

ODTÜ SEM'DE ÜCRETSİZ NETWORK EĞİTİMİ VAR!

ODTÜ SEM, Ankara'da öğrenci olup da bilgisayar ve teknolojileriyle ilgili bölümler okuyan veya ilgilenen bir çok kişi bildiğin ve harika bilişim eğitimlerinin olduğu Sürekli Eğitim Merkezi.  Dışarıdaki bir çok özel bilişim kurslarına göre daha iyi eğitimler ve daha uygun fiyatlar  çıkarsalar da fiyatlar pahalı arkadaş, öğrenciyi aşan rakamlar var ama bir şekilde bazı eğitimleri almak gerekiyor. Neyse bu aralar  ODTÜ SEM de  üniversitelerin lisans öğrencilerine ücretsiz eğitim programı var. Networkle ilgilenen ilerlemek isteyen arkadaşlar için gayet güzel bir fırsat.
Eğitim ; MCNA Network Eğitimleri ağ teknolojilerine giriş yapmak ve bu konuda ilerleme sağlamak isteyenlere yönelik eğitimleri içermektedir.

Eğitim Programı:
26 Mart 2014 - Çarşamba Günü 10.00- 12.30 arası MCNA Network FAST (Yeni başlayanlara yönelik olacakmış)
28 Mart 2014 - Cumar Günü 13.30-16.15 arası da MCNA Network Switching and Routing ( Daha önce yukardaki eğitimi alanlar için)

Son başvuru tarihi 24 Mart 2014.
Detaylı bilgi için; 
www.sem.metu.edu.tr

KodlaKazan

Twitterda şöyle dolaşırken bir yarışmaya denk geldim. Erciyes Teknopark tarafından organize edilmiş "kodlakazan" yarışması var. Konu "Ulaşım Sektöründe Yazılım Çözümleri" güzel bir konu. Kodlama bilgim daha iyi noktalarda olsaydı kaçırmayacağım yarışmalardan biri olurdu aslında, neyse ilerde başka yarışmalara inşallah. Belki siz okuyan arkadaşlardan vardır ilgilenen diye paylaşmak istedim. Aşağıda afişini koydum ve ayrıntılı bilgi için de adresi afişde var ama ben buraya da yazıyım.


Yarışmaya katılacak olan arkadaşlara başarılar dilerim, her zaman için kodlayın ve kazanın!




9 Mart 2014 Pazar

Twitter Interface



   Twitter arayüzünde tekrar değişikliğe gitmeyi düşünüyor, bunun içinde Twitter'ı en aktif üyelerine sunuyor.
Arayüzün resmini aşağıda paylaştım. Facebook'un arayüzüyle pek bir farkı yok ama bu Twitter'a daha bir yakışmış daha hoş tatlı duruyor. Facebook'a nazaran daha çekici geldi bana. Bakalım ilerleyen zamanlar da Twitter bu arayüzü bütün kullanıcılara sunduğunda nasıl bir geri dönüş alacak göreceğiz. 





8 Mart 2014 Cumartesi

Doğa teknolojinin ilham perisi.

Doğadaki bir çok sorunla mücadele etmek zorundayız. Yıllardır böyle yapacak bir şey yok. Ve bu mücadeleler sonucunda teknoloji gelişti ve gelişiyor. Elinizin altındaki en ufak teknoloji aletinin bile bir doğaya karşı mücadelenin eseri olduğunun farkında mısınız ? Bugün teknolojide yeni bir şeyler yapmak yeni 1fark1bakış oluşturmak istiyorsanız doğaya bakın. Hayvanları bitkileri inceleyebilirsiniz veya doğa olaylarına karşı bir önlem bir korunma oluşturabilecek teknolojiyi siz bulabilirsiniz. Bütün bunlar için vakit ayırıp çalışmanız ve büyük çapta araştırmalar yapmanız gerekir. Küçük çapta büyük işler yapabilirim diyorsanız o da olur. Yeter ki bir 1fark1bakış oluşturup teknolojinin ilerlemesini sağlayın. Bir örnek mesela ;  Tsunamiden de korunmak isteyen insanoğlu buna karşıda Tsunami ölçen cihaz geliştirmişler. 

-Bilim adamları tarafından, dev dalgaların neden olduğu afetlerden yola çıkılarak, tsunaminin etkilerini ölçen cihaz geliştirildi. 
Hint Okyanusu ve Japonya'da dev dalgaların neden olduğu son felaketlere ilişkin verilerden yola çıkarak, tsunaminin etkilerini ölçen cihaz geliştirildi.
 Yunan bilim adamlarının geliştirdiği, ITIS 2012 (Integrated Tsunami Intensity Scale) adı verilen 12 dereceye sahip ölçek, depremlerin büyüklüğünün belirlendiği ölçeklere benziyor. 
Cihazı geliştirenlerden Efthymis Lekkas, ölçeğin türünün tek örneği olduğunu vurguladı.
Ölçeğin, tarım, sanayi alanları, turistik bölgeler gibi her yerde kullanılabileceğini belirten Lekkas, ölçek geliştirilirken farklı parametrelerin dikkate alındığını ifade etti.  
Ölçek, Amerikan Deprem Araştırmaları Topluluğu tarafından kabul gördü. 
Cihazla ilgili makale, ''Bulletin of the Seismological Society of America'' dergisinde yayımlandı.
AA 
29/03/2013